Ankara Sanayi Odası (ASO), 7-8 Temmuz tarihlerinde başkentte düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından, NATO’nun savunma üretimi ve tedarik yapısında planlanan değişikliklerin Ankara sanayisi için sunduğu fırsatlar, rekabet koşulları ve riskleri inceleyen ayrıntılı bir rapor yayımladı.
ASO’dan gelen açıklamaya göre, “2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye” başlıklı raporda, zirvede ilan edilen yüksek tutarlı tedarik ve yatırım rakamlarının yanı sıra, NATO’nun üretim ve tedarik yapısındaki öngörülen dönüşüm ile bu dönüşümün Ankara sanayisi için sağladığı fırsatlar değerlendirildi.
Ankara sanayisinin süreçten elde edebileceği kazançların yanı sıra firmaların yeni döneme uyum sağlaması için atması gereken adımlar ile ASO’nun üyeleri için belirlediği yol haritasına da yer verilen raporda, zirvenin kalıcı etkilerinin yalnızca açıklanan mali büyüklüklerle değil, savunma üretimi ve tedarik yapısındaki planlanan dönüşümle birlikte incelenmesi gerektiği vurgulandı.
“Mülkiyetten kapasiteye” yaklaşımıyla fabrikaya sahip olmanın yanı sıra belgelenmiş üretim kapasitesine ulaşımın da yeni dönemde stratejik bir seçenek haline geleceği raporda dile getirildi.
Zirvede 50 milyar doların üzerinde yeni tedarik planlamasının duyurulduğu belirtilen raporda, bu miktarın ortak NATO bütçesi değil, müttefiklerin ulusal tedarik beyanlarının toplamını oluşturduğuna dikkat çekildi. Raporda ayrıca, NATO’nun yeni sanayi stratejisinin mevcut üretim kapasitesini ve talep alanlarını daha görünür hale getirerek firmaların uluslararası tedarik zincirlerine katılımı açısından yeni olanaklar sunduğu ifade edildi.
Raporda, savunma sanayisinin merkezi olan Ankara’nın güçlü üretim ve teknoloji altyapısının çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren ve üretim kapasitelerini dönüştürebilen firmalar için de yeni fırsatlar sunduğuna işaret edildi.
SADECE SAVUNMA SANAYİ İLE SINIRLI DEĞİL
NATO’nun yeni üretim yaklaşımının Ankara açısından sağladığı fırsatların yalnızca hali hazırda savunma sanayisinde faaliyet gösteren firmalarla sınırlı olmadığı vurgulanan raporda, yeni dönemde kendi ürün ve teknolojisiyle savunma alanında yer alan firmaların yanı sıra özgün savunma ürünü bulundurmayan ancak belgelenmiş üretim kapasitesine, makine altyapısına ve teknik yeterliliğe sahip sanayi kuruluşlarının da sisteme entegre olabileceği belirtildi.
Raporda ayrıca, NATO’nun kriz dönemlerinde üretimi hızlı bir şekilde artırma yaklaşımının sivil sanayi açısından da yeni bir alan yarattığına dikkat çekilerek gıda işleme, otomotiv yan sanayi, plastik, kimya, kauçuk ve ambalaj gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmaların gerektiğinde üretim kapasitelerini farklı ihtiyaçlara uyarlayıp bu yapı içerisinde yer alabilecekleri kaydedildi.
Yeni sistemin Ankara sanayisi açısından sadece fırsatlar sunmayacağı ifade edilen raporda, uluslararası sistemlerde görünür hale gelen üretim kapasitesinin Ankara’daki firmalara yeni müşteri erişimi sağlarken aynı zamanda benzer yeteneklere sahip yurt içi ve yurt dışındaki merkezlerle rekabeti de artıracağı; dolayısıyla firmaların yalnızca sipariş hacmine değil değer zincirindeki konumlarına da odaklanmalarının önem taşıdığı vurgulandı.
Raporda ayrıca üretim kapasitesini kullandıran ancak bu süreçte tasarım, fikri mülkiyet, müşteri ilişkileri ve teknolojik öğrenme kabiliyetlerini geliştiremeyen firmaların ciro artışına rağmen kolayca ikame edilebilir bir alt yüklenici konumunda kalabilecekleri uyarısında bulunuldu.
HEDEF: STRATEJİK ORTAKLIK
Açıklamada rapor hakkında görüşlerine yer verilen ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ankara’nın savunma sanayisindeki gücünün sektörün önde gelen büyük kuruluşlarının yanı sıra geniş bir üretim altyapısına dayandığını ifade etti.
Dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasında bulunan 5 Türk firmasının ASO üyesi olduğunu belirten Ardıç, çok sayıda KOBİ’nin de mühendislik yetenekleriyle savunma sanayisinin tedarik zincirinde yer aldığını aktardı.
Ardıç ayrıca Ankara’nın mevcut üretim gücünün uluslararası değer zincirlerinde daha güçlü bir konuma taşınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Gücümüz tezgahtadır; geliştireceğimiz alan ise bu gücün değer zincirindeki yeridir. Ankara güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir ancak kazandığı pay ürettiğinin gerisinde kalmaktadır.”
Firmaların uluslararası sistemlerde görünür hale gelmesinin tek başına yeterli olmadığını belirten Ardıç; üyeleri belgelendirmenin tek başına iş getireceği düşüncesiyle hareket edilmemesi gerektiğini aktardı.
Ardıç ayrıca belgenin rekabette elenmemenin koşulu olduğuna ama seçilmenin garantisi olmadığına dikkat çekerek yeni üretim ağlarının Ankara sanayisi için önemli fırsatlar sunduğunu bildirdi.
Temin ettikleri temel hedefin Ankara’daki firmaların kapasite sağlayıcısı olmanın ötesine geçip stratejik iş ortaklarına dönüşmesini sağlamak olduğunu belirten Ardıç şu değerlendirmeyi yaptı:
“Her sanayicimizin kendisine yönelteceği ilk soru ‘Fabrikamızdaki üretim kapasitesi ve makine altyapısı uluslararası tedarik zincirlerinde görünür olacak şekilde belgelenmiş midir?’ İkinci soru ise şudur: ‘Görünür olduğumuzda bizi tercih edilir kılacak hangi güçlere sahibiz?’ Birinci soruya yanıtı olan firmalarımız yarışa katılabilirken ikinci soruya güçlü cevap verebilenler ise yarışı kazanabilir. Ankara’mız güçlü bir üretim kapasitesine sahiptir. Şimdi bu gücü ölçme, belgeleme ve uluslararası sistemin vazgeçilmez bir parçası haline dönüştürme zamanıdır.”
The post NATO Zirvesi sonrası Ankara sanayisi için yeni dönem first appeared on .